Ekologos ile Ağustos 2026 Sürdürülebilirlik Gündemi
Enerji piyasalarındaki jeopolitik gelişmelerden COP31 hazırlıklarına, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden sürdürülebilirlik kavramının yeniden tanımlanmasına kadar uzanan gelişmeler, küresel gündemin hızla dönüştüğünü gösteriyor. Son dönemde öne çıkan gelişmeler, bu dönüşümün yalnızca iklim politikalarını değil; enerji sistemlerinden uluslararası iş birliğine ve ekonomik karar alma süreçlerine kadar geniş bir alanı etkilediğine işaret ediyor.
IEA Başkanı Birol’dan Enerji Krizi Uyarısı
Enerji piyasalarındaki son gelişmeleri Bloomberg HT için değerlendiren Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, küresel enerji sisteminin tarihindeki en büyük krizlerden biriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeleri “Vazo kırıldı” sözleriyle tanımlayan Birol, bölgedeki gelişmelerin yalnızca mevcut enerji akışını değil, küresel enerji arz güvenliğine yönelik beklentileri de etkilediğine dikkat çekti.
Şubat ayının sonunda başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamaların küresel enerji arzı üzerindeki etkisine dikkat çeken Birol, bölgedeki belirsizliğin deniz taşımacılığı ve enerji piyasaları açısından güven ortamının yeniden oluşmasını güçleştirdiğini ifade etti.
Birol, değerlendirmesinde mevcut enerji krizinin ötesinde, önümüzdeki dönemde küresel ekonomi ve enerji piyasalarının seyrini belirleyecek temel unsurların başında jeopolitik gelişmeler geldiğini belirtti. Bu kapsamda Rusya-Ukrayna savaşı ile Orta Doğu ve İran çevresindeki gerilimlerin yanı sıra ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ ve teknoloji rekabetini de öne çıkan risk alanları arasında sıraladı.
Haberin ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.
COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması Yürürlüğe Girdi
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği sürecinde önemli bir aşama daha tamamlandı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası arasında imzalanan “ev sahibi ülke anlaşması”, 7591 sayılı kanunla onaylandı. 9 Haziran 2026’da Almanya’nın Bonn kentinde imzalanan anlaşmanın onaylanmasını öngören kanun, 30 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Anlaşmanın kapsamı COP31 ile sınırlı değil. Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı’nın 21’inci oturumu (CMP21), Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı’nın 8’inci oturumu (CMA8), UNFCCC’ye bağlı organların oturumları ve ilgili diğer toplantılar da Türkiye’de gerçekleştirilecek organizasyonlar arasında yer alıyor.
Ev sahibi ülke anlaşması, Türkiye’nin söz konusu çok taraflı iklim toplantılarına ev sahipliği yaparken üstleneceği idari ve lojistik sorumlulukların çerçevesini belirliyor.
Konunun ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.
Sürdürülebilir Kalkınmanın Hayata Geçirilmesi: 2030 ve Ötesi
Yeni yayımlanan “Sürdürülebilir Kalkınmanın Hayata Geçirilmesi: 2030 ve Ötesi” başlıklı Sürdürülebilir Kalkınma Raporu 2026, dünyanın 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için gereken ilerleme hızının oldukça gerisinde kaldığını ortaya koyuyor. Buna rağmen SKA çerçevesine yönelik küresel bağlılığın devam ettiği görülüyor.
Birleşmiş Milletler’in 193 üye ülkesinin SKA performansını izleyen raporda, 2026 yılı için 169 ülke SKA Endeksi sıralamasında değerlendirildi. Ülkelerin performansı 123 gösterge üzerinden incelendi. Bulgular, mevcut ilerleme eğiliminin devam etmesi halinde 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın hiçbirinin 2030’a kadar tam anlamıyla gerçekleştirilemeyeceğine işaret ediyor. Küresel ölçekte hedeflerin yalnızca %16,5’i 2030’a kadar ulaşılabilecek bir ilerleme rotasında bulunuyor.
İlerleme açığının en belirgin olduğu alanlar arasında sürdürülebilir şehirler, deniz ve karasal ekosistemlerin korunması, açlıkla mücadele, sürdürülebilir tarım ile barış, adalet ve güçlü kurumlar öne çıkıyor. Bununla birlikte rapor, 2015 yılından bu yana SKA performansında en güçlü ilerlemenin Doğu ve Güney Asya’da kaydedildiğini belirtiyor. Özellikle Çin ve Hindistan’ın SKA Endeksi’ndeki yükselişi, bölgedeki ilerlemenin dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.
2026 SKA Endeksi’nde ilk üç sırada Finlandiya, İsveç ve Danimarka yer alırken, sürdürülebilir kalkınmada en yüksek performansı gösteren ülkelerin dahi önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu görülüyor. İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülebilir olmayan tüketim alışkanlıkları, bu ülkelerde de ilerleme gerektiren temel alanlar arasında bulunuyor.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Yeni “Sürdürülebilirlik” Tanımı TDK Genel Türkçe Sözlük’e Eklendi
SKD Türkiye üyelerinin katkı sunduğu Sürdürülebilirlik Tanım Seferberliği kapsamında, sürdürülebilirlik kavramının günümüzde taşıdığı anlamı ortaya koymak üzere Sabancı Üniversitesi tarafından kapsamlı bir araştırma gerçekleştirildi. Çalışmada kavramın tarihsel gelişimi ile Türkiye’de ve dünyadaki kullanım biçimleri; akademik yayınlar, kamu politikaları, sözlükler ve kurumsal raporlardan oluşan geniş bir veri seti üzerinden değerlendirildi. Araştırmada kavramsal çerçeve analizi, yapı geçerliliği ve kavramsal haritalama gibi bilimsel yöntemlere başvuruldu.
Çalışmayla ortaya konan yeni tanım önerisinin Türk Dil Kurumu tarafından değerlendirilmesiyle “sürdürülebilir” ve “sürdürülebilirlik” kavramlarının Güncel Türkçe Sözlük’teki tanımları güncellendi. Daha önce yalnızca “sürdürülebilir olma durumu” ifadesiyle açıklanan “sürdürülebilirlik” kavramı böylece daha kapsamlı bir tanıma kavuştu. Yeni tanımla birlikte sürdürülebilirlik kavramına, “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkanlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım” anlamı eklendi. Ayrıca ekonomi alanına özgü üçüncü bir tanım da ilk kez sözlükte yer aldı. Buna göre sürdürülebilirlik, ekonomi terimi olarak “Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkanlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi” şeklinde tanımlandı.
“Sürdürülebilir” sıfatının tanımı da güncellenerek “Aynı düzeyde veya biçimde devam ettirilebilen” olarak belirlendi. Kavrama ayrıca, “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkanlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen (sistem, yöntem, yaklaşım…)” şeklinde ikinci bir anlam eklendi.
Haberin ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.