Okuma Süresi

Ekologos ile Nisan 2026 Sürdürülebilirlik Gündemi

Küresel gündemde iklim krizi, enerji dönüşümü ve doğal kaynakların yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer almaya devam ediyor. Uluslararası iklim müzakereleri, yenilenebilir enerjiye yönelik gelişmeler ve su kaynaklarına ilişkin yeni girişimler, bu alanlardaki güncel yönelimleri ortaya koyuyor. Nisan ayında öne çıkan gelişmeleri sizin için derledik.

Zh Ah Blog Nisan Gundem 970X548 210526 (2)

Türkiye, 2025’te Dünyada Güneş Enerjisi Kapasitesini En Fazla Artıran Yedinci Ülke Oldu

Küresel elektrik üretiminde dönüşüm hız kesmeden devam ediyor. Ember tarafından yayımlanan Küresel Elektrik Görünümü 2026 raporuna göre rüzgar ve güneş enerjisi, 2025 yılı itibarıyla küresel elektrik talebindeki artışın neredeyse tamamını karşılayarak enerji sisteminde önemli bir eşik oluşturdu. Bu iki kaynağın diğer temiz enerji çözümleriyle birlikte sağladığı büyüme, toplam talep artışını aşarak fosil yakıtlara olan ihtiyacın artmasının önüne geçti.

Rapor, bu dönüşümde Türkiye’nin de dikkat çeken bir performans sergilediğini ortaya koyuyor. Rapora göre Türkiye, 2025 yılında güneş enerjisi kapasitesini en fazla artıran ülkeler arasında yedinci sırada yer alarak küresel ölçekte öne çıkan ülkelerden biri oldu. Aynı dönemde Türkiye’nin elektrik üretiminde rüzgar ve güneş enerjisinin payı %22 seviyesine ulaşırken, bu oranın %17 olan küresel ortalamanın üzerinde gerçekleştiği paylaşıldı.

Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan da değerlendirmesinde, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada önemli bir örnek teşkil ettiğine dikkat çekerek, özellikle komşu bölgelerde bu kaynakların payının daha düşük seviyelerde kaldığını vurguladı. Türkiye’nin bu performansıyla Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri için referans noktalarından biri haline geldiğini ifade etti.

Raporun tamamına ilgili kaynaktan ulaşabilirsiniz.

Dünya Bankası’ndan Küresel Su Stresine Karşı Yeni Girişim

Küresel ölçekte artan su stresi, su kaynaklarının yönetimini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Mevcut veriler, su kaynakları üzerindeki baskının giderek arttığını ortaya koyuyor. Dünya Bankası’na göre, küresel tatlı su talebinin önümüzdeki on yılın sonunda arzı %40’a kadar aşması bekleniyor. Suya bağlı riskler ise bazı ülkelerde ekonomik büyüme üzerinde doğrudan etki yaratıyor.

Bu kapsamda Dünya Bankası ve önde gelen kalkınma bankaları, “Water Forward” adı verilen yeni bir girişim başlattı. Program, önümüzdeki dört yıl içinde 1 milyar insanın güvenli suya erişimini iyileştirmeyi hedeflerken, su yönetimine yönelik yatırımların artırılmasını amaçlıyor.

Girişim, suyu yalnızca düşük maliyetli bir kamu hizmeti olarak değil, stratejik bir ekonomik kaynak olarak değerlendirmeye teşvik ediyor. Dünya Bankası, program kapsamında kamu finansmanının yanı sıra özel sektör yatırımları ve hayırseverlik fonlarının da harekete geçirilmesini planlıyor.

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga yaptığı açıklamada, suyun ekonomik sistemler için temel bir unsur olduğuna dikkat çekerek, önceliğin artık güvenilir su hizmetlerinin sağlanması olduğunu vurguladı. Water Forward girişiminin ilk aşamada Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya’da su stresi yaşayan 14 ülkeye odaklanması planlanıyor. Program kapsamında kentsel su kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernizasyonu, atık suyun yeniden kullanımı ve veri odaklı su yönetimi gibi alanlara öncelik verilecek.

Detaylı bilgiye ilgili kaynaktan ulaşabilirsiniz.

İklim Krizi İstanbul’un Kıyılarını Tehdit Ediyor

İstanbul'a yönelik yeni araştırmalar iklim krizine bağlı deniz seviyesi artışının uzun vadeli risklerini ortaya koyuyor. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü tarafından yürütülen analizlere göre, deniz seviyesindeki yükselme özellikle liman altyapıları, ulaşım ağları ve kıyı yerleşimleri üzerinde ciddi etkiler yaratabilir.

Uluslararası iklim projeksiyonlarına dayanan çalışmalarda, İstanbul’un hem Karadeniz hem de Marmara Denizi’ne kıyısının bulunmasının kenti iklim krizine karşı daha kırılgan hale getirdiği belirtiliyor. Araştırmaya göre, 2300 yılına kadar deniz seviyesinin 15 metre yükselmesi senaryosunda İstanbul’daki limanların ve kıyı sistemlerinin büyük bölümüyle birlikte 10 binden fazla yapının yüksek risk altında kalabileceği öngörülüyor.

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu da çözüm için uzun vadeli uyum politikalarının önemine dikkat çekiyor. Gazioğlu; kritik liman altyapılarının daha yüksek kotlara taşınması, kıyı koruma yapılarının güçlendirilmesi, sulak alanların korunması ve dijital izleme sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi uygulamaların öncelikli adımlar arasında yer aldığını belirtiyor.

Haberin ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.