Eylül 2026 Sürdürülebilirlik Gündemi
İklim kriziyle mücadelede küresel dönüşüm, enerji sistemlerinden karbon piyasalarına, sürdürülebilir finansmandan kentlerin iklim risklerine karşı dayanıklılığına kadar farklı alanlarda hız kazanıyor. Son dönemde yayımlanan yeni düzenlemeler, araştırmalar ve analizler; elektrifikasyonun yaygınlaştırılması, emisyonların fiyatlandırılması, sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerin tanımlanması ve iklim risklerine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi gibi başlıkların önümüzdeki dönemin önemli gündemleri arasında yer aldığını ortaya koyuyor. Eylül ayında öne çıkan gelişmeleri sizin için derledik.
Yüzde 35 Elektrifikasyon Hedefine Ulaşılabilir
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency, IEA) yeni yayımlanan Elektrifikasyon Özel Raporu (Electrification), COP31 Başkanlığı Türkiye’nin öncülük ettiği, 2035 yılına kadar küresel nihai enerji talebinin %35’inin elektrikle karşılanması hedefinin mevcut teknolojilerle “ulaşılabilir” olduğunu ortaya koyuyor.
Rapor, hedefe ulaşılması halinde küresel enerji ithalat faturalarının yıllık 400 milyar doların üzerinde azalabileceğini ve hane halkı enerji faturalarının %15 oranında düşebileceğini belirtiyor. Türkiye ve COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya’nın talebi üzerine hazırlanan çalışmada; ulaşım, binalar ve sanayi gibi sektörlerin elektrifikasyon potansiyeli inceleniyor.
Analize göre, artan elektrik talebinin karşılanabilmesi için elektrik şebekelerine yönelik yatırımların hızlandırılması gerekiyor. Bu doğrultuda şebekelerin modernizasyon ve genişleme hızının 2035 yılına kadar son 10 yıla kıyasla %40 artması önem taşıyor. Mevcut politikaların devam etmesi halinde ise küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılında %30 seviyesinde kalacağı öngörülüyor.
Elektrikli araçların enerji ithalatını azaltmadaki etkisine de yer verilen rapora göre, bu araçların küresel ölçekte kullanımı sayesinde günlük 2,3 milyon varillik petrol tüketiminin önüne geçiliyor.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Yayımlandı
Türkiye’de ulusal karbon piyasasının hukuki altyapısını oluşturması planlanan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasının yanı sıra şirketlerin karbon tahsisatı alıp satabileceği piyasanın temel işleyiş kuralları belirleniyor.
Sistemin ilk aşamasında, yıllık 50 bin ton karbondioksit eşdeğerinin üzerinde emisyona sahip Kategori B ve Kategori C tesisleri yer alacak. Okul, üniversite, hastane ve savunma sanayi tesisleri ETS kapsamı dışında tutulurken, bu tesislerin emisyonlarını izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülükleri devam edecek.
Yönetmelik kapsamında işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan beş yıl geçerli “sera gazı emisyon izni” almaları gerekecek. Sisteme dahil olacak işletmelere izin almaları için üç yıllık geçiş süresi tanınırken, Karbon Piyasası Kurulu bu süreyi iki yıla kadar uzatabilecek.
ETS kapsamında işletmelerin salabileceği toplam sera gazı miktarı bir üst sınırla belirlenecek. Tahsisatların bir bölümü tesislerin üretim seviyesi ve emisyon yoğunluğuna göre ücretsiz dağıtılırken, kalan tahsisatlar birincil piyasada ihale yoluyla satılacak.
Habere buradan erişebilirsiniz.
Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi
İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 16 sektör ile 137 ekonomik faaliyeti kapsayan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, 24 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile düşük karbonlu ekonomiye geçişin desteklenmesi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği standartları ve politikalarıyla uyumunun güçlendirilmesi amaçlanıyor.
2021 yılında yayımlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında hazırlanan Yönetmelik, ekonomik faaliyet ve yatırımların çevresel açıdan sürdürülebilir olup olmadığının belirlenmesine yönelik ortak bir çerçeve sunuyor. Düzenlemenin, sanayicilerin uluslararası yeşil finansmana erişimini kolaylaştırması, piyasa şeffaflığını artırması ve “yeşile boyama” (greenwashing) riskini azaltması bekleniyor.
Yönetmelik kapsamında ekonomik faaliyetlerin değerlendirilmesi için altı çevresel hedef belirleniyor: sera gazı emisyonlarının azaltılması; iklim değişikliğine uyum; su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması; döngüsel ekonomiye geçiş; kirliliğin önlenmesi ve kontrolü; biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu.
Bir ekonomik faaliyetin “Yeşil Taksonomiye Uyumlu” olarak nitelendirilebilmesi için üç koşulun eşzamanlı olarak sağlanması zorunluluk haline geliyor: “Önemli Katkı”, “Önemli Zarar Vermeme” ve “Asgari Sosyal Koruma”. Buna göre faaliyetin, altı çevresel hedeften en az birine önemli ölçüde katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflerin hiçbirine önemli ölçüde zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma önlemleri ile standartlarına tam uyum göstermesi gerekiyor.
Konuyla ilgili daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul ve Ankara İklim Felaketlerine En Dayanıklı 10 Kent Arasında
İklim istihbaratı şirketi AlphaGeo’nun “İklim Riski ve Dayanıklılık Endeksi”ne dayanan araştırmada, dünyanın en büyük 72 kenti aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılıkları açısından sıralandı. Çalışmada kentlerin iklim tehlikelerine maruz kalma düzeylerinin yanı sıra bu risklerin etkilerini azaltmaya yönelik altyapı ve politikaları da değerlendirildi.
Kentlerin fiziksel risk düzeyleri belirlenirken sel, sıcaklık stresi, kuraklık, orman yangınları ve kasırga rüzgârları dikkate alındı. Erken uyarı sistemleri, yönetim kapasitesi, kamu politikaları, taşkın bariyerleri, yüksek kapasiteli drenaj sistemleri ve elektrik şebekeleri gibi uyum unsurları da değerlendirmeye dahil edildi.
Araştırmaya göre Chicago, 8 puanla iklim risklerine karşı en dayanıklı büyük kent oldu. İlk 10’da Chicago’yu Addis Ababa, Melbourne, Barcelona, Ankara, Buenos Aires, Paris, İstanbul, Bogota ve Nairobi izledi.
Araştırmada beşinci sırada yer alan Ankara’nın fiziksel risk puanı 19 olarak hesaplandı. Mevcut uyum önlemleriyle bu puanın 11’e düşmesi, kentin iklim risklerini %42,1 oranında azaltabildiğini ortaya koyuyor.
Sekizinci sıradaki İstanbul’da ise uyum önlemlerinin etkisiyle fiziksel risk puanı 20’den 13’e düşerken, risk azaltma oranı %35 olarak hesaplandı.
Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.
*Ekologos katkılarıyla hazırlanmıştır.