2030'a Dört Yıl Kala: SKA'larda Hızlanma Zamanı
Dünya bazı sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ilerliyor; ancak mevcut hız 2030 için yeterli değil. 2026 verileri, önümüzdeki dört yılın hedeflerden uygulamaya geçiş açısından neden kritik olduğunu gösteriyor.
2030 hedefleri için tarih yaklaşırken, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının (SKA) küresel görünümü çok yönlü bir tablo sunuyor. Bir yanda elektrik erişimi, sağlık hizmetleri, temiz su ve dijital bağlantı gibi alanlarda 2015'ten bu yana kaydedilen ilerleme var. Diğer yanda ise mevcut hızın birçok hedefe 2030'da ulaşmak için yeterli olmadığı görülüyor.
Bu görünüm, 2030'a kalan dönemde yalnızca kaydedilen ilerlemeyi takip etmenin değil, hedeflere yönelik uygulamaları hızlandırmanın da önemini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler’in Temmuz ayında yayımladığı The Sustainable Development Goals Report 2026 ile Sustainable Development Solutions Network'ün (SDSN) Haziran ayında yayımladığı Sustainable Development Report 2026, farklı yöntemlerle de olsa bu ortak tabloya işaret ediyor. [1] [2]
Küresel SKA görünümü ne söylüyor?
2026'da yayımlanan iki önemli çalışma, SKA'ların seyrine farklı açılardan bakıyor. Birleşmiş Milletler’in resmi küresel izleme raporuna göre, yeterli trend verisi bulunan 139 hedefin neredeyse yarısı (%49) çok yavaş ilerlerken, yüzde 15'i ise 2015'teki başlangıç düzeyinin altına gerilemiş durumda. Bu değerlendirmede toplamda hedeflerin yüzde 36'sı “yolunda veya orta düzeyde ilerleyen” kategorisinde yer alıyor. [3]
SDSN'nin SKA Endeksi ve gösterge panolarına dayanan ayrı değerlendirmesinde ise mevcut ilerleme hızlarıyla küresel SKA hedeflerinin yüzde 16,5'inin 2030'a kadar gerçekleştirilme yolunda olduğu hesaplanıyor. Rapora göre mevcut hızla 17 SKA'nın hiçbirinin bir bütün olarak 2030'a kadar gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyor. [4] Bununla birlikte küresel görünümün içinde önemli kazanımlar da bulunuyor.
Tabloda öne çıkan diğer gelişmeler arasında küresel elektrik erişiminin 2015'te yüzde 87 iken 2024'te yüzde 92'ye ulaşması yer alıyor. Sağlık, sosyal koruma ve dijital bağlantı gibi alanlarda da son on yılda ölçülebilir ilerlemeler kaydedildi. [5]
Bu gelişmeler tüm bölgelere aynı ölçüde yansımıyor. SDSN'nin 2015'ten bu yana karşılaştırılabilir seyri izleyen hesaplamasında Doğu ve Güney Asya en hızlı ilerleyen bölge olarak öne çıkıyor. Buna karşılık yüksek gelirli ülkeler SKA Endeksi'nde daha üst sıralarda yer alsa da son on yıldaki ilerlemeleri daha sınırlı. Sahra Altı Afrika'da ise daha düşük başlangıç seviyelerine rağmen ilerleme beklenenden yavaş kalıyor. [6]
İlerlemenin sınırlı kaldığı alanlar
SKA'lar tek tek incelendiğinde, ilerleme hızlarının önemli ölçüde farklılaştığı görülüyor. SDSN'nin 2026 değerlendirmesinde SKA 11 Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, SKA 14 Sudaki Yaşam, SKA 15 Karasal Yaşam ve SKA 16 Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar, küresel ölçekte önemli güçlüklerin devam ettiği ve 2015'ten bu yana ilerlemenin durağan kaldığı alanlar arasında gösteriliyor. [4]
BM'nin 2026 verileri ise bu başlıkların ölçeğini farklı göstergeler üzerinden ortaya koyuyor. 2024 verilerine göre yaklaşık 1,16 milyar kişi, başka bir ifadeyle kentlerde yaşayanların yaklaşık dörtte biri, gecekondu veya kayıt dışı yerleşim alanlarında yaşıyor. Konut, kamusal alan ve hızlı kentleşmeyle bağlantılı sorunlar devam ediyor. [7] Buna ek olarak, doğal ekosistemlere ilişkin göstergeler de ilerlemenin alanlar arasında farklılaştığını ortaya koyuyor.
SKA'lara ilişkin 2026 görünümünü yalnızca “ilerleme” veya “gerileme” başlığı altında okumak yerine, aynı amaç içindeki göstergelerin dahi farklı yönlerde hareket edebildiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu farklılıklar, önümüzdeki dönemde yalnızca küresel ilerleme oranlarına değil, ilerlemenin hangi alanlarda ve bölgelerde hızlandırılması gerektiğine de odaklanılmasının önemini gösteriyor.
SKA'lar ve iklim gündemi nerede kesişiyor?
İklim eylemi SKA 13'ün konusu olmakla birlikte enerji, kentleşme, su, gıda sistemleri, üretim-tüketim biçimleri ve doğal ekosistemler üzerinden başka birçok amaçla da kesişiyor. 2026 verileri bu bağlantının neden tek bir SKA ile sınırlı olmadığını gösteriyor.
Bu kesişimin en görünür alanlarından biri de enerji. Küresel enerji erişiminde kaydedilen ilerleme, Erişilebilir ve Temiz Enerji’ye odaklanan SKA 7 açısından olumlu bir gelişme oluşturuyor. Bununla birlikte enerji sistemlerinin dönüşümü, emisyonların seyri ve enerjiye erişimdeki bölgesel farklar iklim gündemiyle doğrudan bağlantılı olmaya devam ediyor. Bu nedenle enerji sistemlerinin düşük karbonlu ve adil bir dönüşüm doğrultusunda ilerlemesi, enerjiye erişim ile iklim eyleminin birlikte ele alınmasında kritik bir rol oynuyor. [8]
İklime uyum ve dayanıklılık açısından da farklı yönlerde ilerleyen göstergeler dikkat çekiyor. 2015-2024 döneminde afetlere bağlı ölüm oranı önceki on yıllık döneme göre yaklaşık yüzde 65 azalırken, afetlerden etkilenen nüfus oranı iki kattan fazla arttı. Bu göstergeler iklim gündeminin yalnızca emisyonlarla değil; dayanıklı kentlerden altyapıya, sağlıktan yoksulluğa kadar farklı kalkınma alanlarıyla ilişkisini görünür kılıyor. [9]
İklim ve sürdürülebilir kalkınma arasındaki bu bağlantı, uluslararası gündeme de yansıyor. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ile Paris Anlaşması kapsamındaki uluslararası iklim müzakereleri farklı çerçevelerde ilerlese de enerji, uyum, kentler, ekosistemler ve finansman gibi birçok başlıkta kesişiyor. 2026'nın ikinci yarısındaki COP31 süreci de bu kesişimin takip edileceği uluslararası platformlardan biri olacak. [1] [10]
COP31 öncesinde Türkiye bağlantısı
COP31, bu sene 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek. UNFCCC'nin “Road to Antalya” süreci kapsamında COP30 ve COP31 Başkanlıkları, yıl boyunca taraflar ve gözlemcilerle birlikte COP31 hazırlıklarını sürdürüyor. [10]
Haziran ayında COP31 Başkanlığı tarafından açıklanan Küresel İklim Eylem Gündemi; elektrifikasyon, atıkların azaltılması, dayanıklı kentler, yeşil sanayileşme, gıda güvenliği, sağlık ve eğitim gibi başlıklarda öncelik ve hedefler ortaya koyuyor. [11] COP30'da başlatılan Belém'in 1.5 Hedefine Yönelik Misyonu ise ülkelerin ulusal katkı beyanları ve uyum planlarının uygulanmasına, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine ve yatırımlara odaklanıyor. [12]
COP31 sürecinde öne çıkan yaklaşımlardan biri de uygulama odağı. COP31 Başkanlığı, Antalya'daki konferansı mevcut taahhütlerin somut ve izlenebilir ilerlemeye dönüştürülmesini amaçlayan bir “Uygulama COP’u” olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, SKA'lar kapsamında belirlenen hedeflere ulaşmak için ilerlemenin hızlandırılması ihtiyacıyla da örtüşüyor. [13]
2030'a kalan dört yıl
2026 verileri, son on yılda birçok alanda ölçülebilir ilerleme kaydedildiğini ancak mevcut hızın SKA'ların büyük bölümüne ulaşmak için yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olan ise bu kazanımların üzerine nasıl ilerleme kaydedileceği ve uygulamaların hangi alanlarda hızlandırılacağı olacak.
Enerjiden kentlere, iklim dayanıklılığından doğal ekosistemlere kadar birbirine bağlı alanlarda hedeflerin somut uygulamalara, uygulamaların ise ölçülebilir sonuçlara dönüşmesi bu süreçte önem taşıyor. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 de iklim eylemi ile sürdürülebilir kalkınmanın kesiştiği bu başlıkların uluslararası düzeyde ele alınacağı önemli platformlardan biri olacak.