Biyoçeşitlilik: Ortak Geleceğimiz Neden Buna Bağlı?

Biyoçeşitlilik nedir, neden önemlidir?

Biyoçeşitlilik: Ortak Geleceğimiz Neden Buna Bağlı?

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 22 Mayıs 1992 yılında kabul edilmesiyle, her yıl 22 Mayıs doğadaki canlı yaşamının gün geçtikçe azaldığına dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü olarak kutlanıyor. Bu günün 2022 teması ise ‘Building a shared future for all life’: Tüm yaşam için ortak bir gelecek inşa etmek. İklim, ekosistem, gıda ve su kaynakları gibi pek çok farklı konuda biyoçeşitlilik, üzerine daha iyi bir gelecek inşa edebileceğimiz bir temel olarak görülüyor. Peki biyoçeşitlilik nedir, neden önemlidir gelin birlikte bakalım.

Biyoçeşitlilik nedir?

İlk kez 1985 yılında Walter G. Rosen tarafından biyolojik çeşitlilik konulu bir seminer başlığı olarak kullanılan biyoçeşitlilik kelimesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 15.’si olan Karasal Yaşamın hedefleri arasında yer alıyor. Bu kavram, en küçük bakterilerden en büyük bitki ve hayvanlara kadar gezegenimizdeki tüm canlılar olarak tanımlanıyor. Yani en basit haliyle, dünyadaki yaşam. En yaygın olarak belirli bir alandaki yaşam çeşitliliğini tanımlamak için kullanılan biyoçeşitlilik, aynı zamanda bu farklı türlerin bu alanlarda veya ekosistemlerde birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğine de atıfta bulunuyor. Bu ekosistemler; nehirlerden denizlere, okyanuslara ve ormanlara kadar büyüklük ve karmaşıklık açısından farklılık gösterebiliyor, ancak ekosistemde ne olduğunu belirleyen, her alanın biyolojik çeşitliliği - türlerin ve genlerin çeşitliliği - ve içinde bulundukları ortamdır. Her türün diğerleriyle nasıl etkileşime girdiği ve içinde bulundukları çevre, her birinin nasıl hayatta kalacağını ve büyüdüğünü belirliyor.

Biyoçeşitlilik neden önemli?

Biyoçeşitlilik, insanlar da dahil olmak üzere dünyadaki tüm yaşamı destekleyen süreçler için gerekli. Çünkü hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, ormanlar ve mikroorganizmalar olmadan, soluduğumuz havayı ve yediğimiz yiyecekleri sağlamak için güvendiğimiz sağlıklı ekosistemlere sahip olamayız. Hayvanlar ve bitkiler, insanlara hayatta kalmak için tatlı su, yiyecek ve ilaçlar dahil gereken her şeyi sağlar. Ancak, bu faydaları tek tek türlerden elde edemeyiz - birlikte çalışabilmek ve gelişebilmek için çeşitli hayvanlara ve bitkilere, kısaca biyoçeşitliliğe ihtiyacımız var.

İnsanlık, gezegenin biyoçeşitliliğini hem kasıtlı hem de kazara olmak üzere çeşitli şekillerde etkiliyor. Örneğin insanların tarım arazilerine yer açmak için doğal yaşam alanlarını yeniden şekillendirmesi, orman yangınları, pestisit kullanımı, hava kirliliği, avcılık ve iklim değişikliği sebebiyle biyoçeşitlilik tehdit altında. Şiddetli hava olayları, nüfus, küresel ısınma, su ve gıda kıtlığı, hayvan ve bitki türlerinin neslinin tükenmesi, ormansızlaşma ve doğal afetler arttıkça biyoçeşitlilik tehdit altında olmaya devam edecek.

Biyoçeşitliliği korumak için ne yapabiliriz?

Sahip olduğumuz en değerli ve önemli şeylerden biri olan biyoçeşitliliği korumak için politikalar ve önlemlerle birlikte, bireyler olarak bizim de yapmamız gerekenler var:

  • Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek. Buna evlerimizde duş süresini kısaltarak, dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatarak veya gereksiz yere yanan ampulleri kapatarak başlayabiliriz.
  • Karbon salımını azaltmak. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek, ulaşımda bisiklet ve toplu taşıma gibi araçları tercih etmek.
  • Gıda, giysi, elektrikli ev aletleri tüketim mallarının israfını azaltmak
  • Atık miktarımızı azaltmak
  • Geri dönüşüme önem vermek. Geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen ürünleri satın almak, evdeki atıkları geri dönüşümle yeniden kullanmak
  • Plastik atık oluşumunu engellemek için plastik kullanımını minimuma indirmek
  • Biyoçeşitliliği korumaya yönelik politikaları ve korunması için çalışan kurumları
  • Biyoçeşitlilik kaybıyla mücadeleyi amaçlayan yerel ve bölgesel projeleri desteklemek

Biyoçeşitliliğin ne olduğunu bilmek, onu korumak için yeterli değil. Harekete geçmek ve sorunların çözümüne katkıda bulunmak gerekiyor. Biz de Zorlu Holding olarak, Akıllı Hayat 2030 stratejimizle daha iyi bir dünya için adım atıyoruz. 2030’a kadar atıklarımızı yüzde 50 azaltmak, kullandığımız suyun yüzde 50’sini geri kazanmak için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz: Bugün attığımız her adım, daha iyi bir dünya için!