ANA SAYFAYA GERİ DÖNSürdürülebilirlik

İklim Krizine Karşı Kolektif Etki Yaratmak Nasıl Mümkün Olur?

Blog

Küresel sıcaklık artışından aşırı hava olaylarına, deniz seviyesinin yükselmesinden karbondioksit ve metan seviyesine kadar iklim krizinin gerçekliğiyle her gün yüz yüze yaşıyoruz. Üstelik bu kriz korktuğumuzdan çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Bu gerçekleri bildiğimiz gibi, aslında bu krizi önlemek için çözümlerin mevcut olduğunu da biliyoruz. Dahası somut hedeflerimiz bile var; 2030 yılında kadar sıcaklık artışını 1,5 °C ile sınırlamak, karbon emisyonlarını yarı yarıya azaltmak gibi…

Bu çözümler için herkesin oynayacağı bir rol var, küresel iş birliği ile alternatifler tasarlayıp uygulamamız gerekiyor. İklim için dönüşüm sürecine daha fazla insanı dahil etmek için bir takım tetikleyici mekanizmalara ihtiyacımız bulunuyor. Özel sektör, hükümet, STK'lar gibi bütün bileşenlerin bilgi aktarımlarını geliştirmeleri gerekiyor.

Mücadele nasıl daha etkili olur?

Peki karşı karşıya bulunduğumuz acil sorunlarla mücadele ederken dikkat etmemiz gereken ana unsurlar neler?

  • Bilim: Bilimin söylediklerini dikkate almakla başlayabiliriz. Bilim insanları bize net bir şekilde söylüyor ki: Bütün aktörler olarak bir an önce harekete geçmemiz gerekiyor. Araştırmacıların tüm sürece katılması ve topluma daha fazla katkı sağlayacak adımlar atılması büyük önem taşıyor.
  • Araştırma ve inovasyon: İklim krizi konusunda sadece kâr odaklı düşünmeyi bırakabiliriz, araştırma ve inovasyon odaklı olabiliriz. İlerlemeyi çok iyi takip etmemiz gerekiyor.
  • Risk yönetimi: Kolektif bir risk altında olduğumuzu fark etmemiz önemli. Dolayısıyla hem toplum hem iş dünyası hem de hükümetler için risk yönetim programları geliştirebiliriz. Doğa için eyleme geçerken riskleri azaltabiliriz. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından neler yapılması gerektiğine bakabiliriz. Acil durumlara karşı yapılan çalışmaları sürdürebiliriz.
  • Eylem ve iş birliği: Doğaya dayalı çözümleri ölçeklendirebilir ve gerçekleştirilebilir projeler geliştirebiliriz. Eyleme dayalı koalisyonları büyütüp, ortak politikalar geliştirebiliriz. Özel sektör, iş dünyası, politika yapıcılar, akademi bir arada çözümleri en iyi şekle getirebiliriz. Yatırımın doğru yere gittiğine emin olabiliriz.

Etkileşimi nasıl sağlarız? Nasıl katkı sunarız?

İklim krizine karşı yürütülecek mücadeleye dair tüm bu detaylar, 18-19 Mart 2021 tarihlerinde düzenlenen imece summit kapsamında gerçekleştirilen ‘İklim İçin Etki’ başlıklı oturumda masaya yatırıldı.

Now Partners Kurucu Ortağı & Global Elçisi Marcello Palazzi’nin yönettiği oturumda konuşma yapan isimler şöyle sıralandı: The Club of Rome Eş Başkanı Sandrine Dixson-Declève, Global Challenges Vakfı Kıdemli Hukuk Yöneticisi Maja Groff ve Exponential Roadmap Initiative Kurucu Ortağı & Direktörü Johan Falk. Katılımcılar daha kolektif bir yaklaşım ve sektörler arası uyum çağrısında bulundu.

Sandrine Dixson-Declève, “Hepimiz bu zincirin en zayıf halkası kadar zayıfız” derken bir araya gelmenin ve şoklara karşı direnç kazanmak için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekti.

Dixson-Declève, izlenmesi gereken etkileşimin üç kademesini ise şöyle açıkladı; “İlki, uluslararası düzeyde ülkeleri nasıl etkileyebiliriz? İklim açısından sürdürülebilirliği ülke düzeyinde nasıl yapabiliriz? İkincisi altta yatan politikalar ve eylemler açısından ne yapabiliriz? Spesifik olarak toplumla nasıl entegre olabiliriz? Son olarak kısa vadeli kâr modellerinden çıkıp uzun vadeli sistem değişikliklerine nasıl geçebiliriz?”

Johan Falk ise belirlenen iklim hedeflerinin arka arkaya gelen faaliyetlerle değil, aynı anda yapılması gerektiğini vurguladı. Falk, “Fosil yakıta dayalı bir ekonomiden tam tersi bir ekonomiye dönüşmemiz gerekiyor. Bunu ölçeklendirirken katlayarak ölçeklendirmeliyiz” dedi.

Falk’a göre şirketlerin 1,5 °C’nin altında kalmak yapması gerekenler ise şöyle: “Rekabetçi bir stratejinizin olması için sadece kendi emisyonunuza bakmak ve azaltmak yetmez. Bunun yanı sıra değer zincirindeki emisyonu da azaltmak gerekir; bunu yapmak için de müşterileriniz, bayileriniz ve tedarikçilerinizle birlikte çalışmalısınız. İş stratejisinin içine, vizyon-misyon tanımının içine iklimi yerleştirmek gerekir. Ayrıca toplumdaki iklim hareketini etkilemeli, iklim hareketlerine katkı sağlamalısınız.”

İş birliği bakımından ‘bir kuantum sıçramasına’ ihtiyaç duyduğumuzu belirten Maja Groff ise toplumları ve ekonomilerimizi kapsamlı şekilde dönüştürmek zorunda olduğumuzu söyledi. 

Groff, “Tüm bunları yapma konusunda hem liderliğe hem kaynaklara ihtiyacımız var. İş dünyasındaki bazı liderler bize şunu söylüyor: ‘Gerçekten bu bir yarış, bir fırtınanın ortasındayız acilen adım atmamız gerekiyor. Kamu sektöründeki politikaların daha hızlı değişmesi gerekiyor çünkü yeterli değil.’ İleriye dönük işler yapan şirketler pek çok alanda yeni düzenlemeler bekliyor” dedi.